Türk erkeğinin iç çamaşırı sorunsalı

Türk erkeğinin iç çamaşırı sorunsalı
9 Mart 2019 tarihinde eklendi, 146 kez okundu.

Türk erkeğinin iç çamaşırı sorunsalıCalvin Klein modelleri, kas yığını Dolce Gabbana reklamları, Tarkan’ın bembeyaz donu, Cem Yılmaz’ın meşhur ‘mavi don’ esprisi ışığında, evlerde dikilen Arap Kadri donlarından David Beckham imzalı dar sliplere uzanan çeşitlilikte Türk erkeğinin iç çamaşırı çekmecesi yıllar içinde nasıl değişti? Gelinen noktayı karşı cins nasıl buluyor?

Kadın en ‘ajan provokatör’ haliyle yatağa uzanmış, Victoria’s Secret ganimetlerini tek tek gözler önüne seriyor, soyundukça seksapellik dozunu arttırıyor. Baby dollar, jartiyerler, kombinezonlar havada uçuşuyor. Peki, erkek? Geneli temsilen, bir Türk erkeğinin iç çamaşırı çekmecesinin kaba bir tarifi şöyle: Ucuz yoldan alelacele kotarılmış birkaç market donu, içindeki çocuğa yenik düşülüp bir heves alınan fakat sevgili baskısından orada öylece kuzu gibi yatan aslan gibi Superman, Star Wars, Batman boxer’ları ve ‘hediye’ gelmiş cancanlı, parlak Armani’ler, D&G’lar… Evet, fotoğraf pek iç açıcı değil peki kabahat kimin?

POPSTAR DONU NEDİR, NASILDIR?

Tarkan’ın bizi öpmelere doyamadığı klibi hatırlayın. Beyazlar içindeki stüdyo dairenin tam orta yerine konmuş yataktan bir popstar doğrulur uyku mahmurluğunda. Yatak kıyafeti olarak beyaz bir atlet ve boxer ile paçalı don arasındaki ince çizgide sıkışmış kalmış; alabildiğine beyaz, olabildiğine bol bir boxer vardır üzerinde. Belli ki daha dar, daha kısa modellere yanaşılmamış, riskten kaçınılmış, hafif muhafazakâr bir seçim yapılmış. Yıllar geçer, klipler değişir, Türk popçuların boxer’a dair tutuculuğu pek değişmez. Sene başında, yeni tiyatro oyunu ve sahne şovu öncesi Hafta Sonu dergisine, ‘cesurca’ konseptli pozlar veren Emre Altuğ’un, üçüncü tekil şahıs tonundan “Emre Altuğ’un müzikal yaşamındaki, oyunculuktaki ve kişiliğindeki cesareti, cesurluğu bu fotoğraflarla ispat etmek istedik” cümleleri sizi aldatmasın; boxer seçimi yine bol, yine uzun, tam da Altuğ gibi, modern aile babası tadında. “Nerede o popstar seksapelliği?” diyenleri hızlandırılmış bir klip turuna çıkaralım; Robin Williams’ın Rock DJ klibinde bir deri bir kemik kalana kadar soyunurken, bir ara aslanbaşlı slip donuyla kaldığını ya da Come Undone klibinin başlarında yataktaki iki kadının ortasından beyaz slibiyle doğruluşunu hatırlatalım.

YATAKTA BECKHAM OLMAK

Neyse ki yerli rol modeli kısırlığını yıllar içinde yabancı futbolcular doldurdu. Beckham, Ronaldo gibi maskülenliğin simgesi erkekler slipleri geçirip sere serpe uzandıkça Türk erkeğine bir haller oldu! Bugün Türkiye’de lüks mağazalarda en çok satılan iç çamşırı modeli, 1930’larda ‘jockey’ modeli olarak çıkmış, günümüzde erkekler arasında ‘Ronaldo donu’ olarak bilinen, bel lastiğinde pantolonun ucundan görünecek şekilde iri puntolarla Armani Exchange, D&G yazısı bulunan, lycralı, kotondan, siyah ya da beyaz tonlarındaki slip veya daracık, kısacık boxer’lar. Babadan kalma uzun paçalı donların, avuç içi sliplere dönüşmesi “Ve Türk erkeği iç çamaşırını keşfetti” olarak yorumlanıyor moda dünyasında. 
Erkek boxer kültürü yurtdışında Beckham dokunuşlarıyla Ronaldo pozlarıyla daha seksi, daha sofistike bir derinlik kazanırken Türkiye’de meseleye katılmışlık yerellik sosu çok daha orjiinal. Süslü mağazalardan çıkın, kendinizi çarşıya pazara atın. Keşfedilmemiş bir mizah cevheri yatıyor yerli boxer üreticilerinde! Tezgâhta yok yok: Başı bağlı bir Playboy ikonuyla taçlanmış ‘Fatmagül’ün suçu ne?’ boxer’ı; içinde hafif bir medya taşlaması da bulunduran, mühim gazetelerin logolarıyla süslenmiş ‘Sabah akşam bir posta’ çalışması; ‘ürün yerleştirme’nin âlâsı “Burayı ancak hanımeller” donu ya da mahrem bölgenin tam da üstüne gelecek şekilde işlenmiş ‘Başkaldırmaya hazır’, ‘Tuttuğun altın olsun’, ‘Tak fişi bitir işi’ gibi mesaj kaygılı esler… Sanki Recep İvedik rol modelliğinde üretilmiş; doz doz seksistlik, bol bol bayağılık. ‘Bayat espri’ kontenjanından alanlara, çekmecesinde muzır muzır muhafaza edenlere ufak bir uyarı: İvedik filmleriyle aynı uzaklıkta tutmalı. İlle de işin içine bir tutam mizah katmak isteseyenin dolabında bir adet mavi don bulundurması ve G.O.R.A filminden erotik film yapımcısı Erşan Kuneri’nin şu repliklerini hatırlatması kafi: “Mavi donun var mı?”, “Var abi!”, 
“Yaz donunu kendi getiriyo.” Çevrenizde bir Pucca yoksa tabii: “Üniversitede okulun en popüler çocuğunun ‘Mavi donları var’ diye dedikodusunu çıkarmıştım. Bütün okula 
yayılmıştı. Çocuk hâlâ beni
nerede görse hatırlatır durur!”

KADIN GÖZÜYLE: ÖNEMLİ Mİ?

Kadın cephesinden yükselen serzenişlere tercüman olalım, “Giydiğiniz dona azıcık özen gösterin ey erkekler! Kendinize saygınız yoksa bari karşı cinse olsun” mesajını peşinen iletelim. İç çamaşırı seçimi, erkeklerin zannettiğinden daha da mühim bir mesele, hassas bir konu. İlle de bir karşı cins tavsiyesi isterseniz Vogue Türkiye’den Zeynep Üner’e kulak vermeli: “Şöyle bir söz vardır: Çoraplarının rengi senden daha komik olmamalı. Bence iç çamaşırı için de geçerli bu söz. Bir adamı beğeniyorsun, Noel Babalı iç çamaşırı giyiniyor, olmaz tabii. İç çamaşırı deyince modaya, trend’lere değil, David Beckham’a bakın.” Pucca ise “Eğer bir erkeğin düzgün bir fiziği, aşağıya doğru işaret eden adonisleri, muntazam bir poposu yoksa bi kere slip asla olmuyor. Arap Kadri gibi bir imaj oturuyor adamın üzerinde” diyor. Pucca’nın lafının sonuna bir Arap Kadri parantezi açmalı. Bir Tekin Aral harikası olan Arap Kadri donu, bir dönem Türk erkeğinin milli çamaşırıdır. Boldur, siyah ya da beyazdır, pazardan alınmış amerikanbezleriyle anneler tarafından evde dikilir. 2004’te Arap Kadri donu, geleneksel donuna sahip çıkan erkeğin sembol beyaz bayrağına dönüşmüştü. Tehlike, uzaklardan değil yakınlardan çıkmış; Selga isimli yeni bir Türk erkek iç giyim markası “Türk erkeğini Arap Kadri donundan kurtaracağız” iddiasıyla piyasaya girmişti. Vatan yazarı Selahattin Duman bu demeçlere cevap vermekte gecikmedi: “Bol kesimli don zenginliktir, rahatlıktır. Yazları mayo yerine kullanıldığında da can güvenliği açısından koruyucudur. Boyunu geçen yerlerde bile ayakların suya girdiğinde donun paçalarına su dolar, seni denizanası gibi suyun belli bir yerinde tutar. Faydası saymakla bitmez.” (Gazete Vatan, 2004) Duman’ın tatlı çıkışları yetersiz kaldı, Selga aldı başını yürüdü. Bir diğer hummalı Törkiş tartışma: “Erkek adam slip mi giyer, boxer mı?” Moda direktörü Güneş Güner Işık’a göre Türk erkeği artık boxer’cı: “Günümüz erkeği konformisttir, rahatına ne gelirse onu giyer.” Gelgelelim günümüz kızlarının ne düşündüğüne…: “Slip iç çamaşırlı bir deneyimi olmayagörsün, cümle âleme yayıyor hemen. Kadından kadına değişir ama itiraf etmem gerekirse kendi etrafımda slip seven bir kadına denk gelmedim.”

MİLLİ MESELE: FANİLA

Türk erkeğinin en az ‘Boxer mı, slip mi?’ sorusu kadar sancılı bir iç çamaşırı sendromu daha var: Fanila. “İçine fanilanı giydin mi?”, “Terlemişssin. Fanilanı değiştir.” türevindeki anne nasihatleriyle doğmuş bir Türk evladı için fanila alışkanlığından kurtulmak, anne baskısından da sıyrılıp hafiflemektir aynı zamanda. Anne dayatması alışkanlıklarla nişanlının/eşin değiştirmek istediği ufak şeylerin çatışmasından doğan gerilimin başucudur fanila.
O nişanlıya ne “Fanila değil canım, beyaz atlet” diye diller dökülür, en karizmasından ‘beyaz atletli’ Steve McQueen, Elvis Presley fotoğraflar çıkar meydane yine de ikna edilmez. Kızın gözünün önünden elinde fön makinesiyle mangalın ateşini alevlendirme çabasındaki beyaz atletli Hüsnü amcasının o piknikçi pozu gitmek bilmez zira. Türün meraklısı erkeklere bir tatsız haber de Güneş Güner Işık’tan: “Beyaz atlet tedavüldan kalktı.” Israrcıysanız uzman gözüyle şöyle bir damga yiyorsunuz: “Giyen ya orta yaş ve üzeridir ya da ne denli baskıcı bir anneye sahip olduğunun ipuçlarını göstermekte sakınca görmüyordur.” Konuya dair Zeynep Üner’in ufak bir cesaretlendirmesi var, iliştirmeden olmaz: “Beyaz
atlet stille ilgili. Ryan Gosling’sen her zaman giy.”

‘Çatal’a dikkat!

Laf arasında beylere ufak bir uyarı: Hayır, iç çamaşırınızı sadece siz ya da sevgiliniz görmüyor ve erkeklerde ‘çatal pozu’ vermek tesisatçı, nakliyeci gibi işi gereği sürekli eğilip kalkanlara özgü bir durum değil. O gün kemer takmamış ve bir beden ufak tişört/gömlek giymiş iş arkadaşınızın, patronunuzun çatalına maruz kalabilir, her gün ne renk iç çamaşırı giydiğinin çetelesini tutabilirsiniz. Jilet takım içine Garfield, Batman, Superman boxer’ları giyerken tekrar düşünün. Ve tekrar.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git

Hürriyet | Sabah | Kanal D | Mahmure | Star TV | Posta |