Şu estetik meselesi…

Şu estetik meselesi…
9 Mart 2019 tarihinde eklendi, 172 kez okundu.

Ajda Pekkan bu haftaki yazısında ‘estetik’ konusunu ele aldı.

Müzik ve erotizm…

Lütfen Türkiye’de yayın yapan yabancı radyolardan birini açın ve gözlerinizi kapayın…
Ben FG’yi, Dinamo’yu, Luxury’i dinliyorum…
Ve dünyada müziğin giderek pornografi sınırlarını zorladığını görüyorum.
Yapılan müziklerin arasına serpiştirilen ah’lamalar, oh’lamalar, hımm’lamalar…
Kadınların ve erkeklerin iniltileri…
Bu müzikleri gözünüzü kapatıp dinlediğinizde sanki erotik film izler gibisiniz…
Şarkılar yatak odası seslerinden geçilmiyor.
Ve sürekli aynı şeyi empoze eder gibiler.
Zaten önce kliplerle başladı bu iş…
Kliplerde fetiş üst boyutta mesela…
Tamam her şeyde olduğu gibi, müzikte de cinsellik satar.
Elbette sahnede, fotoğrafta, sözde, melodide seksapelite olacak.
Olmadan olmaz!
Ama ipun ucu kaçınca da erotik filmin sınırları zorladığı bir durum çıkıyor ortaya.


Banyoda, yemekte, yatakta, her yerde müzik…

Ben müzik delisiyim…
Gece gündüz, yatarken kalkarken, banyoda yemekte, sürekli müzik dinlerim.
Evin içinde bütün gün müzik çalar.
Bütün odalarımda ayrı müzik sistemi vardır.
Çok takip ediyorum müziği, deliler gibi…
Ne dinlediğimi söyleyeyim, belki tavsiyemi uygulamak isteyenler çıkar.
WunderRadio dinliyorum.
Bu telefonlara indirilebilen bir uygulama.
Tıpkı Tunein gibi dünyanın bütün radyoları anında canlı yayınlanıyor.
Açıyorum evin içinde Beyrut radyolarını, Ortadoğu radyolarını “Essalamün aleyküm” diye başlıyor programlar.
Favorim; “Martini In The Morning” Los Angeles’tan…
Las Vegas’tan Nice Noise…
California radyoları bunlar. Canım Amerikan müziği dinlemek istediğinde tercih ediyorum.
Fransa’dan Azur Radio var, Cherie FM var… Eski radyolar var…
Beğendiğim bir şarkı olursa telefondan “Sound Hound” uygulamasını açıp dinletiyorum, sonra şarkıyı bulup indiriyorum.
Herhalde Gangnam Style’ı Türkiye’de ilk dinleyenlerden biri benimdir…
Daha fenomen olmamış, Youtube’da rekorlar kırmamışken Kore radyolarında çalıyordu…
Tabii ki sadece yabancı müzik dinlemiyorum.
Bizden Power FM var mesela…
Arabeskin kralını dinliyorum; Damar Radyo dinliyorum, Baba Radyo, Kral FM’e bayılıyorum.
Bunların kendi uygulaması var ya da WunderRadio’da elimin altında…
Dünyanın dört bir yanından bu şarkıları dinlemezsem müziğin o kozmik dünyasına giremiyorum.
Size de tavsiye ederim, deneyin.

Bir itiraf

İbrahim Tatlıses’i çok seviyorum. Onun gibi bir fenomen daha Türkiye’ye gelmedi, bir daha da gelmeyecek zaten…

Şu estetik meselesi

Her güzel göründüğümde şurasını mı yaptırdı burasını mı yaptırdı diye soruyorlar.
Tabii ki kendime ait rötuşlarım var.
Ama bir tek benim mi var, herkesin var…
Artık herkes her şeyi yaptırıyor, dolayısıyla “ay estetik mi oldu” soruları eskisi kadar kimse için heyecan verici değil.
Kaldı ki ben bunlardan hiç alınmıyorum, bilseydim 25 yaşında başlardım estetik dokunuşlara.
Çünkü o zaman da beğenmediğim burnum vardı mesela…
Ama spor yapmadan, sadece estetikle hiçbir şey olmaz.
Ben her gün kan ter içinde kalana kadar spor yaparım.
Ben kendi işimin ağır işçisiyim.
Sonunda da hayal ettiğim, kafamda kurduğum kadın oldum galiba…
Benim çizdiğim kadın resimlerim var, çocukluğumdan beri hayalimdeki bir kadını çizer dururum.
Koca koca gözlerle…
Küçücük burnuyla…
Dolgun dudaklarıyla bir kadın portresi…
Yıllardır çizerim ben bu kadın portresini, canım sıkıldığı zaman, kafamı dağıtmak istediğimde, alırım elime kağıdı kalemi, hep bu kadın portresini çizerim.
Sonra düşündüm hep kendimi çizmişim meğerse…
Ya da çizdiğim kadın olmak istemişim.

Evlenip işimi bıraktığım için pişmanım…

Ben kendimi mi çizdim, yoksa çizdiğim kadın mı oldu bilemiyorum ama hayatımın her döneminde yüz ve vücut olarak kendi anatomimi çok iyi tanıdım…
Kendi vücudumu çok iyi tanıdığım için de kendi makyajımı yapmayı, kendi kıyafetlerimi seçmeyi öğrendim.
Ona göre tercihler yaptım.
Bakın giyim seçimlerim doğru oldu ama hayat seçimlerim için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
İtiraf edeyim, oralarda çok yanlışım var.
Bugün dönüp baktığımda keşke evlenmeseydim diyorum mesela.
Evlenip işimi bıraktığım için söylüyorum bunu…
Evlenip 6 sene ara verdim müziğe… 
1985’le 90 arası…
Bunun için pişmanım.
Bu yüzden kadınlara şunu çok rahat söyleyebilirim; kendi kariyerinizi bir erkek için feda etmeyin.
Beraberliklerinizi ve işinizi birlikte götürmeye çalışın.
Belki de o dönem sürekli üzerime gelindiğinden, kaçmak için bir yol olarak gördüm evliliği…
Evleneyim de kurtulayım dedim.
Neyse ki ben şanslıydım, düğmeye bastım ve yeniden başladım müziğe…
Ya geri dönemeseydim? Yok olabilirdim…
O 6 yılın faturasını da çok fena ödedim.
Annemin vefatından sonra 2000’de tekrar durup 2005’e kadar ara verdim ama o benim tercihimdi..
İnsan kendi oyununu kendi kurmalı…
Onun farkında olmamak, ehliyeti olup araba kullanmamak gibidir.
Senin adına direksiyonda hep başkası olur o zaman.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git

Hürriyet | Sabah | Kanal D | Mahmure | Star TV | Posta |